Buradasınız :  İlk Donem Tasavvuf Büyükleri/ Fudayl b. İyâz (ö. 187/803)
Kategori:
İlk Donem Tasavvuf Büyükleri
6063 kez Okunmuş

Fudayl b. İyâz (ö. 187/803)

İlk dönem zâhid ve sûfilerindendir. Aslen Kûfeli olup, künyesi Ebû Ali’dir. “Horasan’ın Merv bölgesindendir” diyenler olduğunu gibi Semerkand’da doğdu, Ebîverd’de yetişti, aslen Kûfelidir”, diyenler de olmuştur. Bazılarına göre aslen Buharalı’dır. İşin hakikatini en iyi Allah (c.c.) bilir.

 

Anlatıldığına göre Fudayl b. İyâz (k.s.), bu yola girmeden önce Ebîverd ile Serahs arasındaki bölgede yol kesen bir eşkıya idi.

 

Fudayl b. İyâz’ın (k.s.) tövbe edip sûfilerin yoluna girmesine sebep olan hadise şöyle anlatılır: “Kendisi bir cariyeye âşık olmuştu. Bir gün ona ulaşmak ve kendisiyle konuşmak için bulunduğu evin duvarına tırmanırken; bir hafızın okuduğu şu ayeti işitti: “İman edenler için, kalplerinin Allah’ın zikrine yumuşama zamanı gelmedi mi?” (Hadid, 16)

 

Ayetin manası içene öylesine işledi ki, hemen oracıkta “Ey Rabbim, o an geldi” dedi ve hemen geri döndü.

 

Geceyi geçirmek için bir harabeye sığındı. Orada bir grup insanla karşılaştı. Onlara katıldı. Bir zaman sonra içlerinden biri gruba yola devam etmelerini önerdi. Fakat bir diğeri,

 

- Hayır, burada kalalım; sabah olunca yola devam ederiz. Şimdi yola çıkarsak Fudayl önümüzü keser, diyerek öneriyi reddetti.

 

Fudayl b. İyâz (k.s.), bunu duyunca haline bir kez daha tövbe etti. Sonra kendisini tanıttı. Tövbe ettiğini, emniyet içerisinde yollarına devam edebileceklerini söyledi.

 

Daha sonra Mekke’ye geldi; vefatına kadar Kâbe’ye komşu olarak orada yaşadı.

 

Abdullah b. Mübârek demiştir ki: “Fudayl b. İyâz vefat ettiği zaman, hüzün ortadan kalktı. (Çünkü o, yaşadığı vakitte insanların en hüzünlüsü idi.)”

 

Ebû Ali-i Rûzbârî der ki: “Fudayl b. İyâz ile otuz sene arkadaşlık yaptım. Onun hiç güldüğünü tebessüm ettiğini görmedim (devamlı hüzün ve sükûnet halindeydi). Ancak oğlu Ali’nin öldüğü gün kendisini gülerken gördüm. Sebebini sorduğumda bana şöyle dedi:

 

- Allah’ın sevdiği bir işi ben de severim.”

 

Fudayl b. İyâz (k.s.) der ki: “Şayet bütün dünya bana arz edilse ve ondan hiç hesaba çekilmeyeceğim söylense; ben yine de ondan tiksinir kaçarım; aynen sizden birinin yolda rastladığı bir hayvan leşinden elbiseme bulaşmasın diye tiksinip kaçtığı gibi.”

Yine kendisinin şöyle dediği nakledilir: “Ben Allah Teâlâ’ya bir kusur işlediğimi, bineğimin ve hizmetçimin bana karşı davranışından anlıyorum (Ben Allah’a itaat edince onlar da bana itaat ediyor; aksi olunca davranışları kötüleşiyor).”

 

______________________

İstifade edilen kaynaklar:  Abdurrahman Câmî, Nefahâtü’l-Üns, 160; Abdülkerîm Kuşeyrî, Kuşeyrî Risâlesi, 115


Bu Yazılarda Dikkatinizi Çekebilir