Buradasınız :  İlk Donem Tasavvuf Büyükleri/ Bişr-i Hafî (ö. 227/841)
Kategori:
İlk Donem Tasavvuf Büyükleri
6801 kez Okunmuş

Bişr-i Hafî (ö. 227/841)

Zâhid sufilerden olan Bişr-i Hafî’nin (k.s) asıl ismi Ebu Nasr Bişr-i b. Hâris Hafî’dir. Birinci tabakadandır. Aslen Merv şehrinden olup Bağdat’ta yaşamış ve burada vefat etmiştir.

 

Tövbe edip tasavvuf yolunu tercih edişi şöyle anlatılır: Bir gün yolda yürürken halk tarafından ayaklar altında çiğnenen ve üzerinde Aziz ve Celîl olan Allah’ın isminin yazılı olduğu bir kâğıda rast geldi. Kâğıdı yerden aldı ve bir dirheme satın alıp yanında bulundurduğu misk ile kokulandırdı. Ardından bir duvarın yarığına koydu. Bu hadise üzerine uyuyan bir insanın rüyada gördüğü bir şekilde birisinin kendisine şöyle dediğini işitti:

 

— Ey Bişr-i, sen ismimi güzel bir koku ile kokulandırdın. Hiç şüphen olmasın ki, ben de senin ismini dünya ve ahirette hoş bir koku ile kokulandıracağım.”

 

Ve nihayet öyle de olur. Bişr-i Hafî hazretleri bu olaydan sonra zühd ve takva yolunu tutar, Allah’ın sevdiği kullar arasına girer.

 

O şöyle diyor: Rüyada Hz. Peygamber’i (s.a.v) gördüm. Bana dedi ki:

 

— Ey Bişr-i! Allah seni neden emsaline üstün kıldı, biliyor musun? Ben;

 

— Hayır, Ya Resûlallah, bilmiyorum, dedim. Şöyle buyurdu:

 

— Sünnetime tâbi oldun, salih insanlara hizmet ettin, din kardeşlerine nasihatte bulundun, Ashabımı ve Ehl-i Beytimi sevdin de ondan. Seni iyi kulların mertebesine ulaştıran işte bu hareketlerindir.”

 

Bişr-i Hafî hazretlerini “Halk-ı Kur’an (Kur’an mahlûktur)” fitnesi ortaya çıkıncaya kadar Ahmed b. Hanbel’den üstün tutarlardı. (Bu fitne çıkınca) o sessizce evinde oturdu. (Bu sırada) Ahmed b. Hanbel dinin zaferi için ortaya atılmıştı. Bunun için çalışıp didiniyor, her yerde konuşuyordu. Bişr’e dediler ki:

 

— Ey Ebû Nasr! Niçin ortaya çıkıp dine yardım etmiyor, Ehl-i Sünneti güçlendirmek için çalışmıyorsun? Şöyle buyurdu:

 

— Heyhât! Ahmed b. Hanbel Peygamber makamında duruyor. Onun gibi yapmak kimin elinden gelir? Bende o takat yok.

 

Nakledilir ki; Bişr-i Hafî (k.s.) hayat boyu yalın ayak gezdiği için ona hürmeten hiçbir hayvan (geçtiği güzergâha) terslemezdi. Günün birinde bir şahıs (sokakta) hayvan tersi görünce,

 

— Eyvah! Bişr-i Hafi gitti” diye feryadı bastı.

 

Araştırdılar, adamın dediği doğru çıktı.

 

— Bunu nasıl anladın? diyenlere,

 

— Çünkü o hayatta olduğu sürece Bağdat’ın hiçbir sokağı hayvan tersiyle kirlenmemişti. Bu sefer alışılmışın aksine bir durum gördüm; anladım ki, Bişr-i Hafi artık hayatta değil, dedi.

 

Bişr-i Hafî hazretlerinin (k.s.) bazı güzel sözleri:

 

“Kırk yıldır canım kebap istiyor, fakat onu alacak, saf, helal bir para bulamadım.”

 

“Halkın kendisini tanımalarını arzu eden bir kimse, ahiretin zevkini bulamaz.”

 

“Allah’a (c.c) karşı görevini ihmal edenin musibeti ne kadar büyüktür.”

 

______________________

İstifade edilen kaynaklar: Abdurrahman Câmî, Nefahâtü’l-Üns, 161-162; Abdülkerîm Kuşeyrî, Kuşeyrî Risâlesi, 119-121, Feridüddîn Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ, 173.


Bu Yazılarda Dikkatinizi Çekebilir