Buradasınız :  Tasavvuf Klasiklerinden
Kategori:
Tasavvuf Klasiklerinden
12285 kez Okunmuş

Ey İnsan, İyi Düşün!

Ey saadet yolcusu! Eğer dikkatli ve şuurlu olarak düşünecek olur­san; Allah Teâlâ'ya ibadet ve taatin değerini gayet iyi anlarsın. Yine, in­sanların ne derece âciz, zayıf ve câhil olduklarını görürsün. Öyleyse kal­binde onların değerlendirmelerine yer verme; onların sana hiçbir faydası olmayan övgüsünden, beğenmesinden ve seni yüceltmesinden uzak dur! Yaptığın ibadetlerde sakın böyle bir yanlışlığa meyletme! Yine üzerinde iyice düşünürsen dünyanın ne kadar hasîs ve değersiz, dünya menfaat­lerinin ne kadar çabuk sona erdiğini de görürsün. Öyleyse ibadetlerinde dünya menfaatlerini talep etmekten de sakın! Kendi kendine şöyle de:

 
– Ey nefsim! Âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ'nın övgüsü, mükafatı ve yüceltmesi mi yoksa şu câhil ve âciz yaratıklarının övgüsü, mükafatı ve yüceltmesi mi senin için daha hayırlıdır? Kaldı ki o yaratılmış olanlar, senin ibadetinin değerini, onun için ne gibi zahmetlere kat­landığını ger­çek manada bilebilir, işlediğin amellerin ve katlandığın zahmetlerin karşılığını tam olarak verebilirler mi?
 
Hayır, asla veremezler! Hatta bazen senden binlerce derece aşa­ğıda olan birini senden üstün tutarlar. En çok muhtaç olduğun vakitlerde senin hakkını zayi ederler, seni unuturlar. Böylesine haksızlık yapmasalar bile, acaba o zayıf yaratılmışların ellerinden ne gelir? Onların güç ve kud­retlerinin sınırı nedir? Sonra, onların da dizginlerini elinde bulunduran ve onlar hakkında da dilediği tasarrufta bulunan Cenab-ı Hak değil mi?
 
O halde ey nefsim, kendine gel ve akıllı hareket et! Yaptığın de­ğerli ibadetlerini fâni insanlar yüzünden heder etme. O fâni varlıklar se­bebiyle, senin için en büyük iftihar vesilesi olacak Rabbü’l-âlemin’in övgü­sünü ve senin için en büyük azık olan onun lütuf, ihsan ve ikramlarını kaybetme! Bak şair ne güzel söylemiş:
 
Senin rızan dışında, gözlerin uykusuz kalmasının değeri yok!
Senin affın dışında, ağlamaların da bir faydası yok!
 
Yine nefsine de ki:
 
– Ey nefis! Ebedi cennet ve (onun) nimetleri mi, yoksa haramla kirlenmiş dünyalık ve (onun) zahmetle boğazdan geçen fâni lokmalar mı daha hayırlıdır? Halbuki sen yaptığın ibadetlerle bu sonsuz cennet nimetlerini kazanmaya muktedirsin. Himmetini değersiz şeylere yöneltme. Değersiz şeyleri isteme ve değersiz şeyler işleme! Görmüyor musun, bir güvercin semaya havala­nınca kadri, kıymeti ne kadar yükseliyor ve artıyor? O halde sen de bütün himmetini yükselmeye, yüksektekilere yö­nelt! Kalbini her şeyden arındır sadece bir olan Allah Teâlâ'ya bağla! Her şey tamamıyla Onun elindedir. Kazandığın ibadetleri bir hiç uğruna kay­betme...
 
Yine güzel bir şekilde düşünecek olursan, yaptığın bu ibadetlerde de Cenab-ı Hakk'ın yardımlarını ve büyük ikramlarını görürsün:
 
* Birinci olarak:Sana o ibadetleri yapma imkanı ve vasıtalarını veren Odur.
* İkinci olarak:Önündeki her türlü engelleri kaldırarak sana ibadet yapma imkanı veren Odur.
* Üçüncü olarak: Sana tevfikini ihsan edip destek olan da yine odur. İbadeti sana kolaylaştırır ve sevimli hale getirir. Sen de rahat olarak ibadetini yaparsın.
* Dördüncü olarak:Bütün azamet ve celaline rağmen, senin ibadetine hiç ihtiyacı olmamasına ve (senin) üzerinde sonsuz nimetleri bulunmasına rağmen; yaptığın bu azıcık amele karşılık asla hak etmediğin bol övgüler ve büyük sevaplar vaat eder.
* Beşinci olarak: Yaptığın ibadet sebebiyle seni över ve se­ver.
 
Bunların hepsi de onun lütfu ve ihsanından başka bir şey değildir. Yoksa sen bunları nereden hak edecektin? Bu değersiz ve kusurlu ame­linle mi bütün bunları hak ettin?
 
Ey nefis!
 
O kerim ve cömert Rabb'inin sana ihsan ettiklerini düşün! Şu azıcık iba­detine karşılık verdiği geniş nimetleri düşün de; işlediğin amellerde Allah Teâlâ'dan başka şeylere iltifat etmekten ve riyâkârlık yapmaktan utan!...
 
Her halükârda üzerinde Cenab-ı Hakk'ın nimeti olduğunu ve ona minnet borcun bulunduğunu unutma! Bu ibadetleri yaptıktan sonra üze­rine düşen şey; ibadetlerini kabul etmesi için Cenab-ı Hakk'a tazarru ve niyazda bulunmandır.
 
Cenab-ı Hakk'ın dostu İbrahim’in (a.s.) beytullahı bina etme emrini yerine getirip bitirdikten sonra, yaptığı hizmetin kabul buyurulması için na­sıl yakardığını görmüyor musun?
 
"Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah'ın temellerini yükseltiyor (şöyle diyorlardı:) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin."[1]
 
Duasını bitirince de şöyle demişti:
 
"Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılan­lardan eyle; ey Rabbimiz! Duamı kabul et!"[2]
 
Şayet bu azıcık ameli kabul etme lütfunda bulunursa, sana olan nimetini tamamlamış ve kemâle erdirmiş olur. Elde ettiğin saadet ve dev­let, izzet ve şereften dolayı ne mutlu sana! Ahirette bu azıcık ibadete karşılık ne hediyelere, nimetlere, azıklara ve ikramlara erişeceksin!
 
Buna karşılık, pek çok zahmet çekerek ibadet yapan, fakat bu iba­detleri riyâ ve ucub ile ifsad eden kişiye de, karşılaşacağı hüsran, zarar ve mahrumiyet sebebiyle yazıklar olsun! Bu konuya fazlasıyla dikkat et ve ilgi göster!
 
Bunları, yukarıda anlattığımız şekilde öğrenip dikkat eder; yaptığın her ibadet ve taatten sonra kalbinde tekrarlar ve Cenab-ı Hakk'tan (bu hususta) yardım dilersen; O seni insanlara ve nefsine iltifat et­mekten kurtarır, riyâ ve ucubtan koruyarak, ibadetlerini sırf kendi rızası için yapmanı sağlar.
 
Yine her durumda Cenab-ı Hakk'ın, üzerindeki nimet­lerini ve Ona olan minnet borcunu hatırlarsan; kusursuz ve temiz ibadetler yapar, içerisinde şaibe bulunmayan hâlis hayırlar işler ve eksiksiz, makbul ibadet­ler yaparsın. Hatta insan bu özellikleri taşıyan ibadeti, fazla değil öm­ründe sadece bir defa yapabilse, gerçekten çok muazzam bir ibadet yapmış olur. Allah adına yemin ederim ki, o ibadetin miktarı az olsa bile manası çok büyük, değeri çok yüce, faydası çok fazla ve neticesi çok la­tiftir. Böyle bir ibadete muvaffak olmak çok değerli, Cenab-ı Hakk'ın bunu kuluna lütfetmesi çok büyük bir iştir.
 
Hangi hediye, Cenab-ı Hakk'ın kabul buyurduğu hediyeden daha değerli olabilir? Hangi çalışma Cenab-ı Hakk'ın mükafat verdiği çalışmadan daha kıymetli olabilir? Hangi mal Rabbü’l-âlemin'in seçip beğendiği maldan daha güzeldir?
 
Ey miskin, aldanan kişilerden olmaktan sakın! Yukarıda açıkla­dığımız esaslara uyarsan; amellerini ihlasla yapanlardan, üzerindeki nimetleri düşünen ve Allah Teâlâ’nın rızasına erenlerden olursun. Artık sen bu korkulu geçidi de geride bıraktın ve onun tehlikelerinden kurtul­dun! Ebedi saadet ve ikramlarla birlikte yaptığın ibadetlerin hayrını ve semerelerini de kazandın. Sermayeni eşkiyaya kaptırmaktan kurtardın. Lütfu ile koruyup hidayet verecek olan sadece Cenab-ı Hakk'tır. Onun izni ve iradesi olmadan hiçbir şey meydana gelmez.
 
 
 
İmam Gazâlî, Minhâcü’l-Âbidîn, sf. 300-303 (Semerkand Yayınları)
 
___________________________________________

 


[1] 2 Bakara, 127.
[2] 14 İbrahim, 40.

 




20 Kişi Beğendi

Bu Yazılarda Dikkatinizi Çekebilir