Buradasınız :  Tasavvuf Klasiklerinden
Kategori:
Tasavvuf Klasiklerinden
5851 kez Okunmuş

Her Bid’at Bir Sünneti Yok Eder!

19. Mektup

 
Bu Mektup İmam Rabbani (k.s.) tarafından Mîr Muhibbullah'a yazılmıştır. Sünnete uymaya teşvik ve bid'atlardan sakındırma hakkındadır.
 
***
 
Allah'a hamd, Resûlü'ne salât ve selam olsun. Mevlâ sizleri de hayırlara erdirsin. Değerli kardeşim Seyyid Muhibbullah! Allah'a hamd olsun bu tarafta dervişlerin halleri iyidir. Allah'tan isteğimiz selamet, sebat ve istikametinizdir.
 
Bu sıralar o taraftaki dervişlerin hallerinden haberdar olamadık. Aradaki mesafenin uzak olması buna mani oldu. İhlâs ve samimiyet dinin özüdür. Bir de Peygamber Efendimiz'e (s.a.v) tâbi olmak ve bid'atlardan uzak durmak gerekir.
 
Bid'atlar Allah'ın rızasına aykırı olan şeylerdir. O bid'at, sabah şafağı gibi parlak görünse de gerçekte onun ne parlaklığı ne de bir hayrı vardır. O hiçbir hastaya şifa vermez, onda hiçbir hastalığın devası yoktur. Çünkü bid'at ya bir sünneti kaldırır ya da sünnetin yanına bir şey ekler. Bu durumda da söz konusu bid'at sünnet üzerine bir ilavedir ki bu, sünneti nesh ettiğini gösterir. Zira nas üzerine ziyade neshtir, yani onun hükmünü kaldırmaktır. O halde bid'at her nasıl olursa olsun sünnetle çatışmakta ve onun hükmünü kaldırmaktadır. Bu da onun hayırsız olması için yeterli sebeptir.
 
Ah bir bilseydim! Bazı âlimler, her bakımdan yeterli ve Allah'ın razı olduğu bir dinde nimetin tamamlanmasından sonra ortaya çıkmış bir bid'atın güzel (bid'at-ı hasene) olduğuna nasıl hükmedebilmişlerdir! Onlar, dinin tamamlanmasından ve AllahTeâlâ'nın bu dinden razı olduğunun belli olmasından sonra yeni bir şeyler ortaya çıkarmanın güzellikten uzak olacağını idrak edemiyorlar mı?
 
Artık haktan (ayrıldıktan) sonra sapıklıktan başka ne kalır?” (Yûnus 10/32).
 
Eğer onlar, kâmil bir dinde sonradan ortaya çıkan bir şeyin güzel olduğuna hükmetmenin, aslında o dinin tamam olmadığı ve nimetin tamamlanmadığı manasına geldiğini bilselerdi böyle bir hükme varmazlardı.
 
“Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma!” (Bakara 2/286).
 
Size ve yanınızda bulunan kardeşlerimize selam olsun…
 
 
İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât-ı Rabbânî, 2/516-517 (Semerkand Yayınları)
 

 




3 Kişi Beğendi

Bu Yazılarda Dikkatinizi Çekebilir