Buradasınız :  Roportajlar/ Tarikat Hakkında Bilinmeyenler
Kategori:
Röportajlar
228 kez Okunmuş

Ulu Hakan Sultan 2. Abdulhamid Han’ın Tasavvufi Hizmetleri


 Ulu Hakan Sultan 2. Abdülhamid Han’ın Tasavvufî Hizmetleri

Sultan Abdülhamid Han tahta çıktığı zaman Devlet-i Aliyye’nin en buhranlı dönemiydi. Mali imkânsızlıklar devletin ve milletin belini bükmüş durumdaydı. İçerde dış destekli isyancılar, dışarıda Batılılar ve Rusya, devleti zorluyordu. Kimse böyle bir zamanda tahta çıkan Sultan’ın Osmanlı tarihinin en kudretli padişahlarından biri olacağını tahmin edemezdi. Ulu Hakan, tahtta bulunduğu 33 yıl boyunca yedi düvelle birçok koldan mücadele etti. Osmanlı üzerinde emeli olan dış devletlerin hırsından faydalanarak dahiyane bir denge siyaseti izledi. Düşmana karşı düşmanını kullandı. Bu güçlü dış siyasetle savaş harcamalarını ve dış borçları azalttı. Devletin içinde bulunduğu sorunları küllî bir bakış açısıyla değerlendirdi. Maliyeden askeriyeye, ziraattan sanayiye, eğitimden kültüre ihtiyaç duyulan her alanda faaliyette bulundu. Günümüzde ön plana çıkarılmasa da, bu faaliyetler arasında tebaanın manevi ihtiyaçlarına ve gönül dünyasına yönelik hizmetler de yer aldı. Abdülhamid Han’ın ülkesini ayağa kaldırmak için yaptığı çalışmalardan biri de tasavvuf erbabı, tekkeler ve türbeler konusundaki hizmetleridir. Ulu Hakan, âlimlerle irtibatın sağlanması, tasavvuf erbabının stratejik noktalarda öne çıkarılması, tekke ve dergâhların ihtiyaçlarının giderilmesi ve ecdada hürmet noktasında türbelerin tamiri hususunda önemli faaliyetler yürütmüştür.

 

İstanbul Tekkelerinin İhyası

Sultan Abdülhamid Han, 33 yıllık saltanatı boyunca “Hasta Adam” şeklinde tarif edilen Osmanlı devletinde pek çok imar ve ihya hizmetinde bulunmuştur. Onun hizmetleri arasında malî, askerî, ziraî, sanayi ve eğitim hizmetleri bulunduğu gibi toplumun manevî yönünü besleyen cami, tekke, türbe gibi dinî müesseselere yönelik önemli hizmetler de yer almıştır. O tüm bu faaliyetleriyle İslâm âleminin gönlünde silinmeyen bir iz bırakmıştır. Medine müderrislerinden Trabluslu Abdulkadir Tevfik (v. 1948) Osmanlı padişahlarının faziletini anlattığı Dürerü’l-Hisân adlı eserinde Ulu Hakan’ı hayırla yad eder ve  “gerçek bir deha ve siyaset adamı” ifadelerini kullanır. Bugün hâlâ pek çok dergâh ve türbenin kapısında Sultan’ın ismine rastlamak mümkündür. Halkın buralardan istifade etmesi bir gerekçe oluştursa da konu edindiğimiz tüm bu hizmetlerin gerçek nedeni Sultan’ın samimi müslümanlığı ve tabiatındaki manevî meyildir. Özbekler Tekkesi müştemilatında yer alan türbe kitabesinde, Ulu Hakan’ın 33 yıllık hizmet anlayışını özetleyen şu ifadeler bu tespiti doğrulamaktadır: “Yeryüzünün imarı için yaratılan, Mekke ve Medine’nin hizmetkârı Sultan II. Abdülhamit Han, hiçbir kimseden ücret beklemeksizin bu türbeyi yaptırmıştır.”

Ulu Hakan ilk olarak ihlasını ve tesirini bildiği Şeyh Muhammed Zafir için Ertuğrul Tekkesi’ni inşa ettirdi. Tekkenin salnamelerde yer aldığına göre teferruat masrafları dahi 600 bin Osmanlı parasını bulmuştur. Ayrıca şeyhin barınması, Devlet-i Aliyye’nin meşayihten olan misafirlerinin ağırlanması için Zafir Konağı’nı Şeyh Muhammed Zafir’e tahsis etti. Böylece Arap coğrafyasında nüfuzlu bu büyük şeyhi yakınına almış oldu. Ulu Hakan, zaman zaman cuma selamlığı için Ertuğrul Tekkesi’ne gelir ve burada Şazelî zikir halkasına katılırdı. Saraydan tekkeye yiyecek ve içecek göndermesi sıkça uygulanan bir adetti. Şazelî tarikatına mensup olan Sultan, hak olan ve halka hizmet eden bütün tarikatlara eşit davrandı. Nitekim İstanbul’daki önemli dergâhlardan biri olan Beşiktaşlı Yahya Efendi Dergâhı’nın tadilat ve çeşitli ihtiyaçları için toplamda 323 bin Osmanlı parası harcadı. Yine salnamelere göre Kasımpaşa Mevlevîhanesi için 332 bin, Hasköy Hacı Şaban Dergâhı için 383 bin, Unkapanı Şazelî Dergâhı için 165 bin, Karagümrük Cerrahî Hangahı için 72 bin, Özbekler Tekkesi için 49 bin, Beylerbeyi Bedevî Dergâhı için 49 bin, Yakacık Kadirî Dergâhı için 47 bin Osmanlı parası kullanıldı. Bunlar dışında İstanbul ve yakınında bulunan pek çok dergâha Sultan’ın yardım eli dokundu. Geneli inşa ve tamir masrafları olsa da yapılan yardımlar içinde dikkat çekecek seviyede minder, minder örtüsü, yatak takımı gibi tefrişata yönelik masraflar da bulunuyordu.

Sultan yedi düvelle mücadelesine devam ederken bir yandan vatan topraklarını sancaklara hatta karyelere kadar imar ediyordu. Bu faaliyetlerden Anadolu tekke ve dergâhları da nasibini aldı. Bitlis’te Şeyh Muhammed için hangâh ve hane, Kütahya’da Urgun Çelebi için dergâh ve Yozgat’ta Nakşibendi Abdullah Efendi’nin tedarik ettiği arsa üzerine tekke inşası gerçekleştirildi. Denizli’de Nakşibendî, Edirne’de Hasan Sezaî ve Sivas’ta Rufaî dergâhları yeni baştan inşa edildi. Ankara, Afyon, Göynük, Bursa, Çankırı, Çorum, Erzincan, Erzurum, Kilis, Konya, İzmir, Kastamonu, Kütahya, Maraş ve Muş’ta bulunan dergâhlarda tamirat ve genişletmeye yönelik faaliyetler yapıldı.

 

Hicaz ve Arap Coğrafyasında Türbeler

Arap coğrafyasında her geçen gün yayılan Vahhabî akımı sadece devletin değil milletin değerleriyle de taban tabana zıt bazı inançları savunuyordu. Örneğin türbeleri bidat ve şirk yuvası olarak görüyor ve yıkılmasını hedefliyordu. Bu manada türbeler hilafet açısından Ehl-i Sünnet inancının ve fitneye karşı birliğin sembollerinden biri haline gelmişti. Sultan Abdülhamit Han başta Hz. Peygamber’in saadetli türbesi olmak üzere pek çok ehl-i beyt, sahabi ve sufî türbelerinin bakımını yaptırdı. Ürdün’de Yusuf aleyhisselamın türbesi genişletildi. Medine’de Hz. Hamza, Mekke’de Hz. Hatice, Ebva’da Hz. Amine, Taif’te İbn Abbas (r.a) türbeleri bakım ve onarımdan geçti. Ayrıca 10 bin ashabın medfun bulunduğu Cennetü’l-Baki kabristanının bakımı yapıldı. Kerbela’daki Hz. Hüseyin türbesi başta olmak üzere Irak ve Suriye’deki neredeyse tüm ehl-i beyt türbelerinin bakımları yapıldı. Bu çaba aynı zamanda Osmanlı’nın Hz. Peygamber ve ehl-i beyt sevgisinin bir tezahürüydü. Sultanın türbe imar hizmetlerinden sufî gönül sultanları da nasibini aldı. Irak’ta adeta çöl ortasında bulunan Ahmet er-Rufaî türbesi için bir servet ödendi. Salnâme’de Rufaî türbesi ve  müştemilatı masrafları 433 bin Osmanlı parası olarak belirtilmektedir. Osmanlı’nın ekonomik sıkıntılarla mücadele ettiği bir asırda taşrada bu denli yüksek bir masrafın yapılabilmesi tekke ve türbelerin bölgede kazandığı anlam açısından fikir vericidir. Yine Lazkiye’de İbrahim b. Ethem, Bağdat’ta Cüneyd el-Bağdadî, Şam’da Muhyiddin el-Arabî gibi gönül sultanlarının türbeleri bakım ve onarımdan geçen türbelerdendir.

Selim Uğur, Mostar Dergisi, Sultan Abdülhamit Han özel sayısı, sayı 156.


Bu Yazılarda Dikkatinizi Çekebilir