Buradasınız :  Yazarlar/ Tasavvufun Kaynağı Nedir?
Kategori:
Yazarlar
121 kez Okunmuş

Prof. Dr. H. Kâmil Yılmaz


Tasavvufun Kaynağı Nedir?

Günümüzde “Tasavvufun kaynağı, hangi meselelerden bahsettiği, Kur’ân ve sünnette yerinin olup olmadığı…” gibi meseleler çokça merak edilmektedir.

 

Tüm bunlara kısa cevaplar vermeye çalışalım…

 

Tasavvuf isim olarak geçmese de muhtevâ bakımından Kur’ân ve sünnette vardır. Tasavvufun iki boyutu vardır: Tahalluk/eğitim ve tahakkuk/bilgi. Tasavvufun gerek tahalluk; yani eğitim ve seyr u sülük boyutu gerekse tahakkuk; yani mârifet ve bilgi boyutu insan hayatının önemli bir kısmını teşkil etmektedir.

 

Tasavvufun tahalluk boyutuna ermek şu Kur’ânî şartların yerine getirilmesine bağlıdır: Tezkiye[1] ve tasfiye ile kab-i selîme[2] erip dünya derdinden kurtulmak[3], ihsân ile kulluğa varıp Hakk’a vuslat[4], riyâdan kurtulup ihlâs ile ibâdet[5], Hakk ile maiyyet ve zikir[6], nefse ve mala esaretten kurtulmak[7], teslimiyetle Allah’a rabbânî bir kul olmak[8], Allah Resûlü’ne “Emrolunduğun gibi istikâmet üzere ol!”[9] fermanına imtisal ile yüce bir ahlâka[10] erip edebi koruyarak nefsin hevâsından geçmek; servet, şöhret ve şehvet[11] esaretlerinden azat olmak.[12]

 

 “Allah takvâ ehli ve ihsân sahipleriyle beraberdir.”[13]  âyeti sûfilerin ihsan ve takvâ kavramına büyük önem vermelerine sebep olmuştur. Onlar eserlerini, genelde bu kavramları izah sadedinde ele almışlardır. Böylelikle zaman içerisinde tasavvuf ilmi meydana gelmiştir.

 

Diğer yandan var oluşun gayesi Hakk’a kulluk, kulluğun temeli de marifet-i ilâhiyye; yani Hakk’ı tanımaktır. Tasavvuf, marifet-i ilâhiyyenin insanın önce kendisini tanımasından geçtiğini öğretir. Tasavvuf “Kendini bilen Rabbini bilir”[14] ilkesinden yola çıkarak Allah ile ilişkide, insana önce kendisini tanıtmayı hedefler. Allah’ın müteâl/aşkın özelliğini yücelik sıfatını muhafaza ile birlikte O’nun tecellilerini yaşayıp hissedebilme çabasına sevk eder.

 

Tasavvuf eğer İslam’ın rûhânî hayatı ise Allah Rasûlü’nün yaşantısında bunun örneklerini görmek mümkündür. Onun özellikle Allah ile ilişkilerinde, insanlarla münasebetlerinde ve dünyaya karşı zâhidâne tavrında rûhânî derinlikler vardır. Onun yaşadığı bu rûhânî hâl ve tavırlar, asr-ı saâdette adı konmamış tasavvuf olarak değerlendirilebilir.

 

 

 _____________

 


[1] Şems, 9; A’lâ, 14.

[2] Şuarâ, 89.

[3] Ankebût, 64.

[4] Tevbe, 100.

[5] Nisâ, 142; Mâun, 6.

[6] Hadîd, 4.

[7] Âl-I İmrân, 14.

[8] Âl-I İmrân, 79.

[9] Hûd, 112.

[10] Kalem, 4.

[11] Meryem, 59.

[12] Furkân, 43; Câsiye, 23.

[13] Nahl, 128.

[14] Keşfü’l-hafâ, II, 262, hadis no: 2532.

 

 

Kaynak: Prof. Dr. H. Kâmil Yılmaz, 300 Soruda Tasavvufî Hayat, Erkam Yayınları


 



Tüm Yazarlar
3
5
2
18
2
1
4
1
1
1

1 Kişi Beğendi

Yazarın Son Yazıları

26.9.2020 13:10:40