Buradasınız :  Makaleler/ Tasavvuf, İslam'ın "İhsan" Makamında Yaşanmasıdır.
Kategori:
Makaleler
6183 kez Okunmuş

Tasavvuf, İslam'ın "İhsan" Makamında Yaşanmasıdır.

 M. Bilal Mansur

 
Tasavvuf İslam’ı ihsan mertebesinde yaşamaktır. İhsan; yani Allah Teâlâ’yı görüyormuş gibi ibadet etmek…
 
İhsan’ın bu manaya geldiğini Hz. Peygamber (s.a.v.) ile Cebrail (a.s.) arasında geçen diyalogdan öğreniyoruz.
 
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir yerde oturuyordu. Yanına biri gelerek;
 
– İman nedir, diye sordu. Efendimiz (s.a.v.):
 
– İman; Allah’a, Meleklerine, Allah’a kavuşmaya, peygamberlerine ve öldükten sonra dirilmeye inanmaktır, cevabını verdi. O kişi:
 
– İslâm nedir, diye sordu. Efendimiz (s.a.v.):
 
– İslâm; Allah’a ibadet edip hiçbir şeyi O’na ortak koşmamak, namazı kılmak ve zekâtı eda etmek, Ramazanda da oruç tutmaktır, dedi. Sonra o kişi:
 
– Peki, ihsan nedir, diye sordu. Efendimiz (s.a.v.):
 
– Allah’a, sanki O’nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen Allah’ı görmüyorsan da şüphesiz O seni görmektedir, buyurdu.
 
Bu kişinin soruları ve rahat tavrı karşısında şaşkınlık içinde kalan sahabeye dönen Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.);
 
– Bu kişi Cibril idi. Size dininizi öğretmeye geldi, buyurdu.[1]
 
“İman”ın, “İslam”ın ve “İhsan”ın net bir şekilde tarif edildiği bu hadiste “İhsan”ın, Allah’ı (c.c.) görüyormuş gibi ibadet etmek olduğuna dikkat çekilmiştir.
 
Kulun bu seviyeye gelmesi elbette ki kolay bir iş değildir. Çünkü o, nefsinin zevk ve hazlarıyla çepeçevre kuşatılmış durumdadır. Böyle birinin bu kuşatmadan kolayca sıyrılıp gafleti üzerinden atması, hakikati gereği gibi fark edebilmesi, ibadetlerini salim bir kalp ile yerine getirebilmesi elbette ki zor olacaktır.
 
İşte tasavvuf, insanı nefsinin hazlarına esir olmaktan kurtarıp manevi derinliğe ulaştırmak suretiyle “ihsan” seviyesine çıkarmayı hedefler. Bunu yaparken “İman” ve “İslam” prensiplerinden zerre kadar sapma göstermez. Çünkü iyi bilir ki; bu ikisi olmadan ne “İhsan”a ne de “Hakikat”e ulaşılabilir.

 

___________________________________________


[1] Müslim, Nesaî, Ebu Davud, Tirmizî, İbn Mâce

 


Bu Yazılarda Dikkatinizi Çekebilir