Buradasınız :  Makaleler/ Rızkını Helal Yollardan Kazanmak
Kategori:
Makaleler
3807 kez Okunmuş

Rızkını Helal Yollardan Kazanmak

Hepimiz ihtiyaçlarımızı çeşitli yollardan kazanıyoruz. Ve hepimiz biliyoruz ki, Allahu Tealâ bu kazanç yollarının bir kısmını helal bir kısmını da haram kılmıştır.

 
Müminler olarak maişetimizi temin ederken haram yollardan uzak durmaya, helalinden kazanmaya elbette dikkat ediyoruz. Bu arada belki çoğu insanın bilmediği bir de üçüncü yol var: Şüpheli kazanç yolu. İnanan insanların şüpheli olanlara da dikkat etmesi gerektiğini Hz. Peygamber A.S. şöyle açıklıyor:
 
“Helal belli, haram da bellidir. Bir de aralarında şüpheli olan şeyler vardır. İnsanların birçoğu onları bilmezler. Şüpheli şeylerden kaçınanlar dinlerini ve namuslarını kurtarırlar. Şüpheli olanlara düşenler ise koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibidirler, oraya girmeleri an meselisidir. Dikkat! Her hükümdarın bir korusu vardır. Dikkat! Allah’ın korusu haramlarıdır.” (Buharî)
 
Hadis-i şerifte geçen helal ve haram ile ikisinin arasında şüpheli olanlar her konuda düşünülebilir. Rızık elde etme konusu da bu kapsamın içine girer.
 
 Haram, Helal ve Zaruretler
 
Bu hadis-i şeriften yola çıkarak konumuzun temel kuralını ortaya koyalım: Rızkımızı helal yollardan temin etmek zorundayız. Bunun için elden gelen bütün gayret sarfedilecek ve her türlü imkan kullanılacaktır. Bir de rızkın helal yollardan temini için mümin bu imkanları aralıksız olarak kullanacak ve ömrünün sonuna kadar bundan vazgeçmeyecektir.
 
Bütün gayretlerine rağmen rızkını helal yollardan temin edemeyen bir müslüman ne yapacak?
 
İslâm alimleri bu soruya cevap verirken insan hayatı için gerekli olan ve bulunması faydalı görülen maddeleri sınıflandırırlar. Bunları da gereklilik sırasına göre zaruriyyat, haciyyat ve tahsiniyyat şeklinde üç bölümde ele alırlar.
 
Zaruriyyat, insanın ve toplumun varlığını koruyabilmek için kaçınılmaz olanlar demektir. Bunlar yitirildiği takdirde hayatın düzeni yok olur, anarşi kol gezer, bozgunculuk ve kötülükler her tarafa yayılır, böylece ahiret yurdundaki ebedi saadet de elden gitmiş olur.
 
Zaruri değerler, din, can, akıl, nesil ve maldır. Allah bu değerlerin her birisinin korunması için birçok hükümler koymuştur. Bu değerleri tamamen ortadan kaldıracak olan zorluklara, “zaruret” denir. Zaruretler, mahzurlu olan fiilleri helal kılar. Herkesin bildiği “zaruretler, mahzurlu olan şeyleri mübah kilar” kuralı, işte bunun için konulmuştur.
 
Fakat şunu hemen belirtmek gerekir: Mahzurlu olan şeylerin helal kılınması, zorlukları giderecek miktarla sınırlıdır. Bunun için verilen meşhur örnek, açlıktan ölmek üzere olan bir kimsenin durumudur. Bu kişinin ölmeyecek kadar domuz eti yemesi helal olmakla birlikte o miktardan daha fazlası ise kesinlikle haramdır.
 
Haciyyat, insanların yaşantılarını kolaylık içinde ve sıkıntıya düşmeden sürdürebilmek için muhtaç oldukları düzenlemeler demektir. Bunların bulunmaması halinde, zaruriyyat bölümünde olduğu gibi hayatın düzeni bozulmaz; fakat insanlar genelde zorluk ve sıkıntı ile karşılaşırlar. Gerçekten Allahu Tealâ, gerek ibadetler, gerekse günlük hayatı ilgilendiren konularda, kullarına kolaylık sağlamak ve sıkıntıları gidermek için pek çok hüküm koymuştur. İnsanın günlük hayatını sürdürebilmesi için gerekli olan yiyecek, giyecek, mesken, eğitim ve daha sağlıklı olma yolundaki ihtiyaçları bu bölüme girer.
 
Tahsiniyat, üstün ahlâka ve güzel adetlere uygun düşen, iyi ve faziletli olma gayesine yönelik her türlü durum ve davranışlardır. Bunların bulunmaması halinde ne zaruriyatta olduğu gibi hayatın düzeni yok olur, ne de haciyatta olduğu gibi insanlar sıkıntı ve zorluklarla karşılaşırlar. Fakat sağduyu ve selim fıtrat sahiplerinin nazarında, bu özelliklerden mahrum insanların hayatı nahoş ve çirkin görünür.
 
 Zarureti Kim Belirler?
 
İslâm alimleri insan hayatının ihtiyaçlarını bu üç başlık altında sınıflandırarak, zorluklarla karşılaşıldığında bu ihtiyaçları nasıl gidermek gerektiğini de öğretmişlerdir.
 
Buna göre, eğer bir insanın rızkını temin etmesi için helal yollar kalmamış ise, adalet ve takvasına güvendiği bir alime müracaat etmelidir. Çünkü rızkı temin etme konusunda insanların karşılaştıkları zorluklar ve içinde bulundukları haller, kişiden kişiye, zaman ve mekâna göre değişiklik arzeder. Bunları inceleyip doğru bir şekilde hüküm vermek ilim ehlinin işidir.
 
Böyle bir soru ile muhatap olan alim, kişinin özel durumlarını ve içinde bulunduğu şartları, yukarıda bahsini ettiğimiz üç ana bölüme göre sınıflandırır. Bundan sonra o kişiye rızkını temin etmesi için harama girerek çalışıp-çalışamayacağını veya hangi şartlarda çalışmasının helal olabileceğini söyler.
 
Rızkını harama düşerek temin etmek zorunda kalan müslümanlar çok dikkatli davranmak zorundadırlar. Şartlar kişilere göre değişkenlik arzettiği için, fetva da şahıslara göre değişir. Böyle bir durumda olanlar, kendi kendilerine karar verme kolaylığına düşmemelidirler.
 

Kemal Süleymanoğlu – Semerkand Dergisi, Temmuz 2001.

 


Bu Yazılarda Dikkatinizi Çekebilir